17 Ekim 2010

Blog yazmanın en güzel kısmını unutuyorum bazen =) geçmişe dönüp ne yaptığını görebilmek. Geçen sene Ekim ayı yazılarına bakınca, vakit ne kadar çabuk geçiyormuş dedim.

2010 Ekim ayında neler yapıyorum peki?

Londra’da hayat mücadelesi veriyorum diyebilirim. 17 Mayıs-17 Ekim 4 ay olmuş. Lakin bana sorarsanız 4 sene diyebilirim. Biraz kaybolmuş vaziyetteydim. Vakit yetmez olmuş, içinde bulunduğum rutinde nereye gittiğimi bilmeden yol alıyordum.  4 ayda Londra bana ne öğretti diye sorunca kendime şu cevapları alıyorum;

  • Haftalık yaşamayı…
  • Kilo yerine tane ile alış veriş yapmayı…
  • Alışkanlıklarının olması gerektiğini…
  • Çıkarcılığın boyutlarını…
  • Bireyselliğin getirdiği özgürlüğü…
  • Hizmet etmeyi…
  • Nargile yapmasını…
  • Demleme çayın yerini hiç bir çayın tutmadığını…
  • Hava durumunun bir günü kötülemek için neden olmadığını…
  • 5 saat uyku ile 13 saat çalışmanın ne demek olduğunu… öğrendim.

Bunlar bir anda aklıma gelenler, belki daha çok düşünsem bir kaç madde daha çıkar.

Peki kaybolmuştun da yolunu bulabildin mi diye soranlar vardır belki. Cevabım henüz bilmiyorum. Ama zaman gösterecek. En azından neden geldiğimi kendime hatırlattım. Tabi her zaman ki gibi kafamda planlar, istekler, projeler dönüp durmaya başladı. Şimdilik bu kadar vakit kaybetmeden yola koyulma vaktidir… =))

You may also like...

2 Responses

  1. anlayış ve hoşgörünü kaybetme :)

  2. Volkan says:

    denerim ama sınırlarımı zorluyorlar bazen =)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *