Taşınmak zor iştir bana göre. Aslında hep bir valiz ile yaşayan adam olmak istemişimdir. Özgürlük, sahip olduğun her şeyi bir valize doldurup gidebilmektir bence. Lakin bakıyorum şimdi, sahip olduğum kıyafetlere özellikle, rahat iki belkide üç valiz doldurur. Komiğime gidiyor. Hepi topu giydiklerim hep aynı aslında, kenarda duran sırt çantası alır aslında hepsini. Lakin öyle olmuyor işte, diyorum kendi kendime. Annemden üzerime sinmiş bir alışkanlık, “Al oğlum al, bulunsun yanında lazım olur.” Çocukluğum aklıma geliyor. Yazlık ve kışlık olarak ayrılan kıyafetlerin kaldırılıp çıkartılması sevdiğim bir rutin idi. Düşünüyorum da yazı ve kışı olan bir yerde yaşamak güzeldi. Şimdi on bir ayı kış ve sonbahar arasında geçen bir ayı da bahar sayılabilecek olan bu memlekette yazlık(?) kıyafetlerin tek görevi bavulda durmak. Hele senede bir kaç defa giydiğim takıma ne demeli? Peki ya o senede ki bir kaç gün için bekleyen beş altı tane gömleğe? Taşınmak bana göre değil, her seferinde bütün eşyaları atıp, tek bir valiz ile çıkıp gitmek istiyorum. Sanki artık o da büyük geliyormuş gibi “Ceketimi alıp çıkarıp” demek geliyor içimden.
Recent Posts
Recent Comments
- seda on 10 Ağustos
- Oğuz on Bir hikaye…Dusmek
- Volkan on Bilgiye Verilen Deger
- Volkan on Keyfle hatırlanmak
- Tarık Bal on Bilgiye Verilen Deger
Archives
- March 2020
- June 2016
- August 2015
- February 2015
- January 2015
- June 2012
- April 2012
- February 2012
- December 2011
- September 2011
- June 2011
- October 2010
- August 2010
- July 2010
- June 2010
- May 2010
- April 2010
- March 2010
- February 2010
- January 2010
- December 2009
- November 2009
- October 2009
- September 2009
- August 2009
- July 2009
- June 2009
- May 2009
- April 2009
- March 2009
- February 2009
- January 2009
- December 2008
- November 2008
- October 2008
- September 2008
- August 2008
Herkes gün olur evine geri döner yeğen 🙂